Ben

Esma Anna.

Fotoğraf, dijital sürreal kolaj ve video sanatı alanlarında çalışan bir multimedya sanatçısıyım.

Benim için hislerimi ve düşüncelerimi gündelik kelimelere sığdırmak hiçbir zaman kolay olmadı. Deneyimler ve duygular, onları anlatmak için kullandığımız kelimelerden daha büyük ve daha derin geldi hep bana. Bu yüzden başka ifade biçimleri aramaya başladım. Fotoğraf, çizim, kurgu ve semboller hem içimde birikenleri dışarıya aktarabilmem hem de henüz kelimelere dönüşmemiş şeylere bir biçim verebilmem için doğal olarak yöneldiğim alanlar oldu.

Yaklaşık on iki yaşımda fotoğraf çekmeye, çizmeye ve kendi kurgusal hikâyelerimi yazmaya başladım. Ergenlik döneminde yaşadığım yoğun deneyimler de bu yaratıcı alanın benim için önemini artırdı. Üretmek, yalnızca bir şey anlatmanın değil; hissettiklerime bir yer açmanın, onları dönüştürmenin ve üzerimde bıraktıkları ağırlığı bırakabilmenin bir yolu hâline geldi.

On sekiz yaşımda dijital fotoğraf manipülasyonuyla tanıştım. Gerçek görüntüleri dönüştürerek yeni dünyalar kurabilmek, sezgisel olarak uzun zamandır aradığım bir şeyle yeniden buluşmak gibiydi. Bu şekilde, bugün hâlâ araştırmaya devam ettiğim görsel dilin ilk parçaları o dönemde ortaya çıkmaya başladı.

Bilgisayar mühendisliği eğitimimin ardından geçen 16 yıllık profesyonel hayatımda front-end geliştirme, grafik tasarım, web tasarım ve iletişim alanlarında çalıştım. Teknoloji ve tasarım arasında geçen bu yıllar, görsel dil, kompozisyon ve dijital anlatı üzerine bakışımı derinleştirdi. Dijital araçlar benim için yalnızca teknik araçlar değil, düşüncelerin ve içsel deneyimlerin görünür bir forma dönüşebildiği alanlar hâline geldi.

Bugün geriye dönüp baktığımda, üretimlerimin her zaman spiritüel yolculuğumla iç içe olduğunu görüyorum. Yaklaşık on yıl önce yaşadığım derin bir spiritüel uyanış; geçmiş yaşamları hatırlama, şifacı yönümü tanıma ve görünmeyen boyutlarla kurduğum ilişkiyi bilinçli bir şekilde keşfetme sürecimi başlattı.

Bu süreç, yıllardır sezgisel olarak ilgimi çeken sembollere, görünmeyene ve insan deneyiminin açıklayamadığımız katmanlarına farklı bir gözle bakmamı sağladı. Daha önce yalnızca sezgiyle yaklaştığım bazı şeyler, zamanla spiritüel pratiğimin ve dünyaya bakışımın bilinçli bir parçası hâline geldi.

Bugün sanatı, görünen ile görünmeyenin birbirine dokunabildiği bir alan olarak görüyorum. İmgeler aracılığıyla bilinci, sezgiyi, hafızayı, dönüşümü ve görünmeyeni araştırıyorum. Üretimlerim çoğu zaman tek bir hikâye anlatmaktan ziyade, farklı katmanların aynı anda var olabileceği görsel alanlar yaratıyor. Semboller, gerçeklik ile hayal arasındaki sınırlar ve zihnin açıklayamadığı ama sezebildiği şeyler, bu alanın dokusunu oluşturuyor. İşlerim içsel deneyim ile görsel hayal gücü arasındaki sürekli bir diyalogdan doğuyor. Bazen bir fikirle, bazen bir görüntüyle, bazen de açıklayamadığım bir hisle başlayan bu süreç, dijital dünyada katman katman şekilleniyor.
Yeni Dünyalara Kapı da bu arayışın bir parçası.

Buradaki her iş, benim için yalnızca bakılacak bir görüntü değil; başka bir algı biçimine açılan küçük bir eşik. Bazıları hafızaya, bazıları sezgiye, bazıları ise henüz adını koyamadığım yerlere bakıyor.

Ben bu kapıları açmaya devam ediyorum.
Umarım bazıları sizin için de yeni bir dünyanın kapısını aralar…

Açık

Kapılar